Meşale Gazetesi

GÖRÜR’DEN 23 KENTE UYARI: “DEPREM AFETİNİN ŞAKASI YOK”

GÖRÜR’DEN 23 KENTE UYARI: “DEPREM AFETİNİN ŞAKASI YOK”

23 kentin fay üzerinde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Görür, “Ne belediye başkanının haberi var, ne valinin haberi var, ne hükümetin haberi var” dedi.

Deprem Bilimci Görür, “Depremler iyi ki var. Depremler olmadığı takdirde dünya ölür, ölü bir gezegen olur ve yaşam olmaz. Depremin olduğu yerde o fay zonları, en fazla insanlara bereket sunan yerlerdir. Bizim kentlerimizin çoğu niye Kuzey Anadolu Fayı boyunca dizilmiş zannediyorsunuz? Sebebi, o fay zonlarında sıcak su, soğuk su var, güldür güldür akıyor. Böcek var, çiçek var, ağaç var, tarla var, mümbit topraklar var, her şey var. İnsanlar bereketten yararlanmak için oraya yerleşmiş. Depremden korkabiliriz ama depremler dursun diye sakın dua etmeyin” dedi. Depremin oluşum süreci ve levha hareketlerini anlatan Görür, şöyle konuştu: “Bütün bu levha hareketleri de iyi ki var. Dolayısıyla depremler de iyi ki var. Depremler olmadığı takdirde dünya ölür, ölü bir gezegen olur ve yaşam olmaz. Ayda, orada, burada böyle bizim anladığımız depremler yok. Canlı yok, olmayan yerlerde deprem de yok. Depremin olduğu yerde o fay zonları, en fazla insanlara bereket sunan yerlerdir. Bizim kentlerimizin çoğu niye Kuzey Anadolu Fayı boyunca dizilmiş zannediyorsunuz? Erzincan’dan tut, Marmara’dan Yunanistan’a kadar. Sebebi, o fay zonlarında sıcak su, soğuk su var, güldür güldür akıyor. Böcek var, çiçek var, ağaç var, tarla var, mümbit topraklar var, her şey var. İnsanlar onun için oraya yerleşmiş. O bereketten yararlanmak için. Depremlerden korkabiliriz ama depremler dursun diye sakın dua etmeyin” dedi. 23 kentin fay üzerinde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Görür, “Ne belediye başkanının haberi var, ne valinin haberi var, ne hükümetin haberi var. Bunu Jeoloji Mühendisleri Odası başta cumhurbaşkanı olmak üzere bütün yetkililere, milletvekillerine yazdı” dedi

SON DEPREMLER FAY HATLARINI YÜKLEDİ

Görür, “Tehlikeyi söylemesek ‘ay ben korkuyorum. Bu hoca da söylüyor, ben korkuyorum.’ Kork ya, kork. Yani biz, bilim insanı olarak, bu ülkenin ekmeğini yiyen insanlar olarak, yüz binlerce insanın can güvenliğinin bir iplikle bağlandığı durumu görüp de ses çıkarmayacak mıyız? Uyarmayacak mıyız? Söylemeyecek miyiz? Bizim böyle bir bilim anlayışımız yok. Yani kimseyi korkutmak gibi bir derdimiz de yok” ifadelerini kullandı. Yerin üstü kadar altının da bilinmesi gerektiğini belirten Görür, “Bu son depremler bütün Türkiye’deki fay hatlarını belli ölçüde yükledi. Akıllı olmak lazım, bilerek konuşmak lazım. Bilmiyorsan, saçma sapan konuşmamak lazım. Benim insanım, neslim bu ülkede yaşıyor. Dolayısıyla yerin üstü kadar altını da bilmek zorundayım. Belediye başkanı olarak sen kentin bütün özelliklerini önce bilip, ortaya koymalısın ve ona göre önlemlerini almalısın. Bu zamana bağlı değil” diye konuştu. Deprem yasası hakkında da konuşan Prof. Dr. Naci Görür, “İstanbul’da bir deprem yasası çıktı ama doğru olduğunu sanmıyorum, halkı daha beter korkuttu. Bu sefer halk, ‘malımıza çökecekler’ diye korkmaya başladı. Bir deprem yasası çıkartacaksın. Deprem yasasını çıkartmanın yolu, belediye başkanının önünü açacaksın. Engelleri kaldıracaksın. Onu durduracak birtakım takozları ortadan kaldıracaksın ama bunu yaparken devlet olarak adil olacaksın, şefkatli olacaksın, vatandaşın yanında duracaksın, onun ihtiyacını karşılayacaksın” dedi. Ekonominin ayakta durması gerektiğini söyleyen Naci Görür, “Kocaeli’nin ekonomisi de önemli. Deprem gelip vuruyor zaten bizi ekonomik krize sokuyor. Açlık, işsizlik, susuzluk, sağlıksızlık bütün bunlar varken, ayakta ekonominin durması lazım. Kocaeli’nin deprem darbesini yedikten sonra hızla yaralarını saracak tek bir unsur vardır, o da ekonomi. Ekonomi de depremle birlikte çökerse ikinci bir deprem demektir” dedi.

BU İŞİN ŞAKASI YOK

“Depremde bir şeyi unutmayın. Asla aklınıza getirmeyin, kaldırın” diyen Görür, “Bu gerçekten çok ayıp, yakışmıyor. İnsani olsa bile tüylerim diken diken oluyor. Zaman mefhumunu kaldırın atın. Çünkü o bencillik oluyor. Zaman diye bir şeyi düşündüğünüz zaman, akılda ‘benden sonraysa boşver’ var, bunu söylemiyor, o değil. Bugün olsa ben öleceğim, yarın olsa çocuğum ölecek, öbür gün olsa torunum ölecek, öbür gün olsa benim neslim, insanlarım ölecek.” ifadelerini kullandı. Görür, Kuzey Anadolu Fayı’nın, Marmara Denizi’ndeki yapısından bahsederek, “Marmara Denizi’nde Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolu var. 3 kollu bir fay, bu fay kilitli bir fay. ‘Kilitli bir fay’ demek enerji biriktiriyor. Bu kol günün birinde kırılacak. Kırıldığı takdirde, en fazla 7 büyüklüğüne varabilir. Eğer kolun 45 kilometrelik uzunluğunun tamamı kilitli olup, kırılırsa 6 ve üzeri deprem olur. İkinci kol ise Yeşilköy açıklarından, orta Marmara, Silivri açıklarına kadar. Bu kola ‘Kumburgaz kolu’ diyoruz. Yaklaşık 70 kilometre uzunluğundadır. Bu kırıldığı takdirde, minimum 7,2 büyüklüğünde deprem üretir.” değerlendirmesinde bulundu. “Bu işin şakası yok”  Görür, Silivri açıklarından başlayan ve Tekirdağ’a giden fay kolunun 1912 yılında Şarköy depreminde kırıldığına işaret ederek, “Dolayısıyla enerji biriktirdiğini düşünüyoruz. Kırılıp da ayrı bir deprem oluşturmayacağını düşünüyoruz. Kırıldığı zaman bu kol da 7,2’lere varan deprem üretebilir.” dedi. Görür, Marmara Denizi’nin ortasında oluşan deprem boşluğunun muhakkak kırılacağını ve depreme neden olacağını vurgulayarak, “1912 ve 1999 yıllarında Marmara Denizi’nin iki tarafında da deprem olmuş. İkisinin ortasında 1766 yılından beri deprem yok. O aradaki deprem boşluğu muhakkak dolacak. Bunun başka bir yolu yok. Doğuda ve batıda deprem olursa, ikisinin arası muhakkak kırılmak zorundadır. Bu bölgenin periyodu doldu. Bu işin şakası yok” şeklinde konuştu. Haber Merkezi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.